Teknoloji

İnternete Artan Yasaklara Karşı Küresel Hareket

Giriş: İnternet Özgürlüğüne Küresel Tehdit

İnternet yasakları ve kısıtlamalar son yıllarda dünya genelinde hız kazanırken, bu dönüşüme karşı önemli bir küresel hareket filizleniyor. “Stop Killing the Internet” adıyla örgütlenen bu girişim, yaş sınırı uygulamaları, zorunlu biyometrik doğrulama sistemleri ve yüz tarama teknolojilerinin yaygınlaşmasına karşı aktivistleri, teknologları ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiriyor. Freedom House’un 2025 raporuna göre internet özgürlüğü üst üste 14. yıl geriledi; otuzdan fazla ülke sosyal medya ve çevrimiçi içerik platformlarına yönelik zorunlu kimlik doğrulama yasaları çıkardı ya da bu yönde adımlar attı. Peki bu kısıtlamalar gerçekten kullanıcıları koruyor mu, yoksa özgür bir internetin sonunu mu hazırlıyor?

Stop Killing the Internet Hareketi Nedir?

Stop Killing the Internet, internet özgürlüğünü savunan aktivistler, yazılım geliştiriciler ve dijital haklar örgütlerinin ortak çatısı altında toplandığı küresel bir kampanya olarak öne çıkıyor. Hareketin temel tezi oldukça net: İnternetin özgür, açık ve anonim yapısı onun kurucu değerlerinden biridir ve bu değerlerin sistematik biçimde aşındırılması ifade özgürlüğünü, mahremiyet hakkını ve demokratik katılımı doğrudan tehdit eder. Hareket, hükümetlerin ve büyük teknoloji şirketlerinin “güvenlik” ve “çocuk koruma” söylemleri arkasına sığınarak uygulamaya koyduğu gözetim altyapısına dikkat çekiyor. Electronic Frontier Foundation (EFF) ve Access Now gibi köklü dijital haklar kuruluşları da benzer kaygıları dile getirerek zorunlu biyometrik doğrulamanın devlet gözetimi için kalıcı bir altyapı oluşturduğunu vurguluyor.

Dünyada Hız Kazanan İnternet Kısıtlamaları

Kısıtlamaların coğrafyası giderek genişliyor. Avustralya, Kasım 2024’te 16 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımını tamamen yasaklayan bir yasa çıkardı; bu yasa platformları kullanıcı yaşını doğrulamakla yükümlü kılıyor. İngiltere’nin Online Safety Act düzenlemesi ise 2025 itibarıyla tüm büyük platformların çocuklara yönelik içerikleri filtrelemek ve yaş doğrulama sistemleri kurmak zorunda olduğunu hükme bağladı. Avrupa Birliği’nin Dijital Hizmetler Yasası (DSA) büyük platformlara kapsamlı şeffaflık ve içerik moderasyonu yükümlülükleri getirirken, ABD’nin çeşitli eyaletleri de sosyal medyaya yaş sınırı koyan yasalar çıkarmaya devam ediyor. Türkiye’de ise BTK ve RTÜK eliyle uygulanan içerik kaldırma talepleri, bant genişliği kısıtlama yetkileri ve sosyal medya şirketlerine yerel temsilci atama zorunluluğu tartışılmaya devam ediyor; VPN kullanımı bu ortamda rekor seviyelere ulaştı.

Biyometrik Doğrulama: Güvenlik mi, Gözetim mi?

Tartışmanın en kritik boyutunu biyometrik doğrulama zorunluluğu oluşturuyor. Yüz tanıma, parmak izi okuma veya iris taraması gibi yöntemlerin internet hizmetlerine erişimde kullanılması, savunucular tarafından çocukları ve savunmasız grupları koruyacak bir araç olarak sunuluyor. Ancak karşı cephe, bu yaklaşımın son derece tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini öne sürüyor. Her şeyden önce biyometrik verilerin merkezi sunucularda depolanması büyük güvenlik açıkları yaratıyor; bir veri ihlali durumunda şifrenin aksine biyometrik bilgi değiştirilemez. Bunun yanı sıra yüz tanıma algoritmalarının özellikle koyu tenli bireyler ve kadınlar

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu