Lityum Üretiminde Devrim: Yüzde 95 Az Su Kullanımı

Giriş
Lityum üretiminde devrim niteliğinde bir gelişme yaşandı. Avustralya’nın önde gelen araştırma kurumu CSIRO (Commonwealth Scientific and Industrial Research Organisation) bünyesindeki bilim insanları, lityumu kurumuş tuz katmanlarından çıkaran ve geleneksel yöntemlere kıyasla yüzde 95 oranında daha az su tüketen yeni bir teknik geliştirdi. Üstelik bu yeni yöntemle sadece 5 saat içinde yüzde 95 verimle yüksek saflıkta lityum karbonat elde edilebildi. Söz konusu çalışma, dünyaca saygın Science dergisinde yayımlanarak bilim camiasının gündemine girdi.
Geleneksel Lityum Üretiminin Çevresel Bedeli
Günümüzde küresel lityum üretiminin büyük çoğunluğu, Arjantin, Bolivya ve Şili’yi kapsayan ve “Lityum Üçgeni” olarak bilinen coğrafyadaki tuz düzlüklerinden karşılanmaktadır. Bu bölgede her yıl yaklaşık 200.000 ile 600.000 ton arasında lityum üretilmektedir. Geleneksel yöntemde tuz düzlüklerinden çekilen tuzlu su, büyük açık havuzlara aktarılarak 12 ila 18 ay boyunca güneş enerjisiyle buharlaştırılmakta; ardından geriye kalan karışımdan lityum ayrıştırılmaktadır. Ancak bu süreç inanılmaz bir su tüketimini beraberinde getirmektedir: Her ton lityum için tam 2 milyon litre su harcanmaktadır. Atacama Çölü gibi dünyanın en kurak bölgelerinde sürdürülen bu üretim biçimi; yerel ekosistemleri, yeraltı su kaynaklarını ve bölgede yaşayan yerli toplulukları ciddi biçimde tehdit etmektedir. Elektrikli araç (EV) sektörünün büyümesiyle birlikte lityum talebinin 2040 yılına kadar 40 kat artması bekleniyor; bu da mevcut yöntemlerin sürdürülemezliğini daha da belirgin hale getirmektedir.
Kuru Ekstraksiyon Yöntemi Nasıl Çalışıyor?
CSIRO araştırmacıları, geleneksel yöntemin aksine sıvı tuzlu su yerine doğrudan tuz düzlüklerindeki kurumuş ve katılaşmış tuz tabakalarını (halit) hedef aldı. Bu kristal katmanlarda hem tuz hem de değerli lityum mineralleri bir arada bulunmaktadır. Yeni süreç üç ana adımdan oluşmaktadır. İlk olarak katı tuz tabakası, 300 ile 600 derece arasında ısı ve kalsiyum klorür adı verilen kimyasal bir bileşik kullanılarak işlenmektedir. Ardından katı-sıvı ekstraksiyon aşamasıyla lityum bileşikleri ayrıştırılmaktadır. Son adımda ise temiz su ile gerçekleştirilen kısa bir yıkama işlemi uygulanmaktadır. Tüm bu aşamalar yalnızca 5 saat içinde tamamlanmakta ve yüzde 95 saflıkta lityum karbonat üretilmektedir. Kullanılan su miktarı ise geleneksel yöntemle kıyaslandığında yüzde 95 oranında daha azdır. CSIRO araştırmacısı Mega Kar konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Su kıtlığı yaşanan bölgelerde büyük ölçekli lityum madenciliğinin sürekliliğini riske atan, çevre açısından potansiyel olarak yıkıcı sonuçları olan bir sorunla karşı karşıyayız. Bu çalışma, bu konunun üstesinden gelebilecek güçlü bir yöntem sunuyor.”
Milyarlarca Tonluk Yeni Rezerv Potansiyeli
Araştırmanın dikkat çeken bir diğer önemli boyutu ise daha önce bilinmeyen lityum rezervlerini gün yüzüne çıkarmasıdır. Bilim insanları, katı tuz tabakalarının yalnızca mevcut bilinen rezervleri değil, daha önce keşfedilmemiş ve çok daha geniş lityum depolarını da barındırdığını ortaya koydu. Bu keşif, küresel lityum rezervlerini milyarlarca ton artırma potansiyeli taşımakta ve gelecekteki enerji güvenliği açısından son derece kritik bir anlam ifade etmektedir. Kuzey Şili’deki Atacama tuz düzlüğü başta olmak üzere Güney Amerika’nın su kısıtlı bölgeleri, yeni yöntemin en öncelikli uygulama sahası olarak öne çıkmaktadır



