BM Raporu: 655 Milyon İnsan Hâlâ Elektriğe Erişemiyor

Giriş: Yenilenebilir Enerjide İlerleme, Erişimde Gerileme
Birleşmiş Milletler’in (BM) yayımladığı “Herkes İçin Sürdürülebilir Enerji (SEforALL)” raporu, küresel enerji dönüşümünde çarpıcı bir çelişkiyi gözler önüne seriyor: Dünya elektrik üretiminin yüzde 30’undan fazlası artık yenilenebilir kaynaklardan sağlanırken, 655 milyon insan hâlâ elektriğe erişemiyor. Bu rakam, küresel nüfusun yaklaşık yüzde sekizine karşılık geliyor ve enerji adaleti konusundaki derin uçurumun somut bir göstergesi niteliğinde. Üstelik ilerleme hızının giderek yavaşlaması, 2030 yılına kadar evrensel enerji erişimini hedefleyen BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi 7’yi (SDG 7) ciddi ölçüde tehdit ediyor.
Raporun Temel Bulguları: Rakamlar Ne Söylüyor?
SEforALL raporu, küresel enerji tablosunu birkaç kritik veriyle özetliyor. Yenilenebilir enerji payının yüzde 30’u aşması, fosil yakıtlardan uzaklaşma sürecinde sembolik bir eşiği temsil etse de bu başarı, enerji erişim sorununu gölgede bırakıyor. Elektriğe erişimi olmayan 655 milyon kişinin büyük çoğunluğu Sahra Altı Afrika’da yaşıyor; bu bölge, küresel enerji yoksulluğunun merkez üssü konumunda. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) verilerine göre mevcut politika ve yatırım eğilimleri değişmezse 2030’a gelindiğinde yaklaşık 660 milyon insanın hâlâ elektriksiz yaşamaya devam edeceği öngörülüyor. Bu tablo, küresel enerji dönüşümünün teknolojik açıdan ilerlediğini ancak sosyal boyutunun ihmal edildiğini açıkça ortaya koyuyor.
Temiz Pişirme ve Enerji Verimliliği: Görünmez Krizler
Rapor yalnızca elektrik erişimiyle sınırlı kalmıyor; temiz pişirme olanaklarındaki eşitsizliği de mercek altına alıyor. Dünya genelinde 2,1 milyar insan hâlâ odun, tezek veya kömür gibi geleneksel biyokütle yakıtlarıyla pişirme yapmak zorunda kalıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre bu durum, iç mekan hava kirliliğinden kaynaklanan yılda 3,2 milyon erken ölüme yol açıyor. Enerji verimliliği cephesinde de tablo iç açıcı değil: Küresel enerji yoğunluğunun iyileşme hızı, SDG 7 hedeflerini tutturmak için gereken düzeyin oldukça gerisinde seyrediyor. Tüm bu veriler bir arada değerlendirildiğinde, enerji yoksulluğunun yalnızca bir altyapı sorunu olmadığı, aynı zamanda bir halk sağlığı ve ekonomik kalkınma krizi olduğu anlaşılıyor.
Sahra Altı Afrika: Krizin Merkez Üssü
Elektriğe erişimi olmayan nüfusun büyük bölümünü barındıran Sahra Altı Afrika, enerji yoksulluğunun en ağır biçimde hissedildiği coğrafya olmayı sürdürüyor. IEA verilerine göre bölgede 600 milyonun üzerinde insan elektriksiz yaşıyor. Ancak bu tablonun içinde umut verici bir gelişme de var: Son on yılda güneş enerjisi maliyetleri yüzde 90 oranında düşerek şebeke dışı çözümleri giderek daha erişilebilir kılıyor. Dünya Bankası’nın değerlendirmelerine göre güneş enerjisi tabanlı mini şebekeler ve bireysel güneş sistemleri, kırsal bölgelerdeki enerji erişim açığını kapatmada en uygun maliyetli yol ol



